Seçimlerde Tavrımız - EKİM 2002

Seçimlerde Tavrımız

Seçimlere yaklaşımda esas, komünizmi toplumun önüne politik bir seçenek olarak koymaktır. Her siyasi meselede olduğu gibi seçimler de bu açıdan ele alınmalıdır. Bugünkü durum açısından komünistlerin bütün siyasi çalışmaları komünist işçi partisinin oluşmasına hizmet etmelidir. Seçimlere, komünizmin siyasi bir seçenek olarak toplumun önüne koyulması temel alınan bir noktadan yaklaşılmalıdır. Ajitasyon, propaganda ve siyasi çalışma, seçim dönemlerinde esas olarak, burjuva partilerini teşhir eden, yoksulluğun, açlığın ve sömürünün kaynağı olarak sermaye düzenini ve onun temsilcisi olan partileri gösteren, sorumlu tutan bir noktadan yapılmalıdır. Bunu gerçekleştirmek için proletaryanın komünist partisinin yaratılması zorunludur. Düzen partilerinin ve sermaye düzeninin teşhiri için; kapitalizmin yarattığı sorunlara burjuva parlamentarizminin çare olamayacağını ve çözümsüzlüğü yeniden üreteceğini, kitlelere anlatmaya uygun imkanlar sağlayan seçimlere sırtımızı dönmemeli; demokrasi hayallerini tüketmek yoluyla devrim bilinci ve zorunluluğunun kitleler ve işçi sınıfı açısından kabul edilip, ete kemiğe bürünmesine fırsat ve zemin yaratan seçimlerden bu yönde yararlanmalıyız. Esas olarak proletarya partisinin olduğu koşullarda, seçim de, parlamento da, mücadele alanı olarak, gerektiği gibi değerlendirilebilecektir. Kuşkusuz ‘işçi sınıfı iktidarı ve sosyalizm’ parlamento yoluyla değil, devrim yoluyla gerçekleşecektir. Bugün sol adına bu iddialarla yola çıktığını söyleyen partiler olduğu gibi, bu iddiadan şimdilik uzak durup, günün acil sorununun demokrasi mücadelesi olduğunu ve demokratik kazanımlardan sonra, bunların üstüne basarak sosyalizm mücadelesi verilebileceğini söyleyen bir blok da oluşmuştur. Demokrasi mücadelesinin kendisini esas alıp, bunun üzerinden, bu mücadeleye uygun bir demokrasi partisi oluşturulmasını savunan blok ve bileşenleri, iki açıdan önemli ve yararlı bir iş yapmış olacaktır. Birincisi, işçi sınıfının iktidarını esas alan ve ona uygun bir proletarya partisini savunan komünistlerle, demokrasi mücadelesini; marksizm-leninizm yerine, yasalcılığı ve parlamenterizmi esas alanlar arasında sınır çizmek bugün daha olanaklı hale gelmiştir. Diğer bir açıdan ise, bu sınır çizgisinin tanımlanabilir olması, reformlar mücadelesini esas alan reformistlerle, nasıl ve hangi noktalarda birlikte olunabileceği ve hangi noktalarda ayrışıldığının netleşmesine tarihsel imkan sunmaktadır. Ülkemizde, demokrasi mücadelesinin, burjuva demokrasisinin ‘tutarlı’ savunucularının olması, geçmişten bu yana eksikliği hissedilen bir kitlenin ve bu kitlenin partisinin yaratılmasına hizmet edecektir. Bu açıdan, bu kitle ve onların temsilcileri ile demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde yanyana gelmek, Türkiye gibi bir ülkede kaçınılmaz olacaktır. Komünistlerin seçimlere yaklaşımı, ne demokrasi mücadelesinde mevzi kazanmak ne de devletin demokratikleştirilmesi ekseninde ele alınamaz.

İşçi sınıfının komünist partisi, iktidar mücadelesinde, demokrasi mücadelesi veren güçlerle yanyana gelebilir ve gelmelidir. Ama proletarya partisinin olmadığı koşullarda, demokrasi mücadelesi veren partilerin ve onların programlarının peşine takılmak, bu tarihsel görevin daha da ertelenmesi için gerekçe oluşturacaktır.

Bu nedenle, her boydan düzen partilerine ve seçimlere katılmaktan muratları ne olursa olsun sol partilerin hiçbirine oy vermek doğru değildir. Doğru tavır, sınıf mücadelesinde iktidar perspektifi ile yer alacak, seçimi ve parlamentoyu bu amaç için kullanabilecek proletarya partisinin yaratılmasıdır. Bunun yolu öncelikle iktidar perspektifine sahip olmak ve bu amaçla komünistlerin birliğini gerçekleştirmekten geçer.